İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce hazırlanan 1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi İstanbul’un kaybolan bazı mekânlarını sayfalarına taşıdı. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Turgay Anar tarafından kaleme alınan yazıdan Cafe Flamme bölümünü siz kahve severlerin dikkatine sunmak istedik.

Cafe Flamme

Beyoğlu’nda Tokatlıyan Oteli’nin karşısında, İngiliz Kanzuk Eczanesi’nin sırasındaydı. Buranın müdavimleri için Cafe Flamme’ın çeşitli anlamları vardı. Mekân; amacı birkaç dost ve ahbabıyla buluşup sohbet etmek veya vakit geçirmek isteyenler için kahvehane, sanatçı- edebiyatçıların kolayca buluşmalarına imkân sağladığı ve bir şeyler okumak veya yazmak isteyenler için kıraathane, sazlı sözlü eğlence meraklıları için karanlık çökünce hemen şekil değiştiriverme özelliği dolayısıyla eskilerin deyimiyle hanendehâne, Ramazanlarda ufak skeç ve kabarelerin oynanması yönüyle de bir nevi tiyatroydu.

Jön Türklerin toplandıkları mekân

Beyoğlu’nda kahvelerin 1850’lerde çoğalmaya ve ünlenmeye başlaması, Café Flamme’nin de bu yıllarda hizmete açıldığını düşündürmektedir. Feriha Büyükünal, Bir Zaman Tüneli: Beyoğlu isimli eserinde Café Flamme’nin 1870’lerde ünlendiği yazar.

Azınlıkların işlettikleri mekânlar öyle her hafi yenin veya devlet görevlisinin elini kolunu sallayarak dolaştıkları, işlerini kolayca icra edebildikleri yerlerden değildi. Bu yüzden Cafe Flamme; Jön Türklerin, peşlerindeki hafiyelerden kurtuldukları zaman bir araya geldikleri ve meşrutiyeti ilan etmek ve devleti ele geçirmek için gözlerden uzak ve nispeten güven içinde toplanabildikleri yerlerden biriydi.

İlgilinizi Çekebilir!  İstanbul kahve için buluşma noktası

“Alafrangalık boncur, bonsuvar / Merhaba der isen alınmaz selam”

Fransız Bilimler Akademisi üyesi Edmond Perrier İstanbul’a geldiğinde Cemiyet-i İlmiye-i Osmanî üyelerinin hemen hepsi ve Sadullah Paşa, Münif Paşa, Ethem Paşa’yla burada buluşmuştu. Perrier, aynı zamanda bu kahvenin müdavimlerinde olan İbrahim Şinasi ve Namık Kemal’le de tanışma fırsatını burada yakalamıştı. Mekân, devrin önemli simalarıyla tanışmak isteyen Perrier’in çoNuri, Reşat gibi Jön Türkler de burada Perrier ile tanışmış, onun düşüncelerini öğrenme fırsatını yakalamışlardı. Café Flamme’de tavla, piket, briç türünden iskambil oyunları da oynanırdı. Buranın bir özelliği de müşteriye hizmet eden garsonların hepsinin bayan olmasıydı. Ahmet Midhat Efendi de buraya uğramayı asla ihmal etmeyenlerdendir. Buranın asıl müdavimleri ise azınlıklardı. Onların yeme içme, eğlence tarzları çok farklıydı.

Erzurumlu Küçük Emrah, buranın garipliklerini bir destanında şöyle hicveder: Meşhurdur efendim Kahve-i Flam  / Fransızca gerek orada kelâm  / Alafrangalık boncur, bonsuvar / Merhaba der isen alınmaz selam (…)  Ve hem garsonları hep seçme mahbup / Emir verir iken olurum mahcup  / Hizmeti bir yana kendisi matlup / Sakızlı İmrozlu Rumiyos gulâm

Düşüncelere dalmış Şinasi ve onu izleyen Hamid

Café Flamme’ye Şinasi ile tanışmak için birkaç kere Abdülhak Hâmid de gitmiştir. Hâmid bir seferinde burada, devrin padişahına karşı olanların yurt dışında çıkardıkları Hürriyet gazetesinde Ziya Bey’in -sonradan Paşa- Rüya isimli eserinden bir parçanın neşri dolayısıyla Şinasi’ye bir soru sormuştu. O keskin yazısında eleştirilerini sıralayan Ziya Paşa ve arkadaşı Namık Kemâl, âdeta bir muhalefet cihazı gibi hareket etmiş, bu yüzden İstanbul’a gelmeleri git gide zorlaşmıştır. İşte bu soru da bu konuyla ilgilidir. Şinasi ise Hâmid’in bu sorusuna kısacık ama çarpıcı bir cevap verir: “Evet, artık İstanbul’u rüyada görürler.”

İlgilinizi Çekebilir!  Kahve içmek bir zamanlar günahtı! İşte kahve yasağının kısa tarihçesi

Hâmid, üstadı kabul ettiği ve şöhretinin zirvesinde olan Şinasi’nin, buranın orta yerinde, çalgıcılara mahsus tümsekçe bir yerin dibinde, kendi kendine oturup bastonunu hafif hafif dudaklarına dokundurduğunu, hasretini çektiği Avrupa âlemine dair düşüncelere dalmış, öylece dalgın bir halde oturduğunu Ruşen Eşref’e anlatmıştır. Mekân, Salah Birsel’in gözlemine göre II. Dünya Savaşı’na kadar açık kalabilmiştir.

 

 

Kaynak: İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Turgay Anar tarafından kaleme alınan “İstanbul’un Yitik Hafıza Mekânları” başlığını yazının tamamını dergide bulabilirsiniz.

@kahvve_

INSTAGRAM SAYFAMIZA DAVETLİSİNİZ

Günlük Kahve Yazıları

Posta Kutunuzda

E-posta listemize abone olun