Kahvenin tarihi hakkındapek çok bilgi var fakat bu bilgilerden hangisi doğru?

Bugün gittiğimiz şık kafelerde çeşit çeşit kahveyi kısa sürede elde edip keyfini çıkarabiliyoruz. Latte, Cappuccino, Espresso gibi süslü isimlerle adlandırdığımız kahvelerimizi içerken cep telefonlarımızla fotoğraflarını çekip dünyayla paylaşıyoruz.

Artık kahve kültürünün bir parçasıyız. Fakat eskiden bu işler böyle miydi? Kahve bu toplumun en sevdiği içeceklerden biri haline gelirken hangi süreçlerden geçti?

Bunları düşünüp lattemi yudumlarken bir yandan da internette geziniyordum ki o fotoğraf çıktı karşıma…

Kahvenin tarihi ve İstanbul

Eski bir İstanbul gravürü desek daha doğru. Kim çizmiş, nerede çizilmiş bilmiyorum. Ekrandaki görüntüyü büyütüp detaylarına baktığımda aslında bazı ipuçları çıkıyor gibi…

Arkadaki tepelerden burasının Anadolu yakası olma ihtimali fazla. Sağ taraftaki yelkenli gemiden de anlaşılacağı gibi burası sahile yakın bir yer. Arka planda bir büyük bir de küçük cami görünüyor. Bana göre buranın Üsküdar olma ihtimali fazla…

Kahvehanede 12 kişi var. Kimi nargile içiyor, kimi sohbet ediyor. İki kişi kapıda konuşuyor, birinin iki elinde su kabı var. Gölgesi merdivene düşmüş. Tahmin ettiğim gibi burası Üsküdar’da bir yerse sabah saatleri olsa gerek. Giyimlerinden havanın iyi olduğu anlaşılıyor. İçerde bir köşeye çekilmiş altı kişi derin bir sohbete dalmış.

Baristalı kafelerden manzaralı verandalara…

Bir fotoğrafta kahve tarihi 2

Fotoğrafı uzun uzun inceledikten sonra başımı kaldırıp etrafıma baktım. Herkes cep telefonlarıyla meşgul. Baristalar yoğun bir tempoyla müşlterilere süslü kahvelerden hazırlıyor. Bu fotoğraf ve bulunduğum şu an… Zaman tüneli gibi.

“Kahvehaneler, manzaralı yerlere, köşk şeklinde inşa edilir, çoğu kez verandaları olurdu. İçlerinde yaşmaklı bir kahve ocağı, çepeçevre kerevetler ve bazen orta yerde bir havuz yer alırdı. Buralarda kahveden başka nargile ve çubuk servisi de yapılırdı. Özellikle eski kahvehaneler edebiyat, müzik gibi farklı meslek ve eğitimli insanların sayesinde yaptıkları faaliyetlerle kulüp niteliğinde merkezler haline gelmişler, insanlara faydalı olmuşlardır. Bu yönleriyle Fransız kahvelerinin atası sayılırlar.”

Kahve tarihi yolculuğumuz başlıyor

kahvenin tarihi 3

Osmanlı döneminde İstanbul’un bir köşesindeki bu kahvehane beni tarihin derinliklerine götürdü. İstanbul’da il kahvehane nerede açıldı? O günlerin kahvehaneleri nelere benziyordu?

İlgilinizi Çekebilir!  Osmanlı'da Kahvehaneler

Kısa bir araştırmadan sonra bulduklarımı sizlerle paylaşmak istedim.

İşte Türkiye’de kahve tarihi

Bir fotoğrafta kahve tarihi 4

Kahvenin ilk defa nereden çıktığı konusunda, eski kaynaklarda, birbirine yakın bilgiler var. Kahvenin anavatanını Yemen olarak bilsek de ilk kahve, Yemen’e Habeşistan’dan (Etiyopya) geliyor. Habeşistan’da kahve ilk olarak hamura karıştırılmış. Yani ekmek olarak yemişler… Bu gelenek yaklaşık beş asır böyle sürmüş.

Paris Milli Kütüphanesi’ndeki eserler arasında bulunan Abd-el-Kadr’ın kitabına göre ise, kahve 1450 yıllarında Yemen’de tanındı ve yetiştirilmeye başlandı.

Peki kahveyi Yemen’e kim getirdi?

Bir fotoğrafta kahve tarihi 5

Ahmet Raşit’in Yemen ve San’a Tarihi adlı kitabında, kahveyi Habeşistan’dan Yemen’e getiren kişinin Özdemir Paşa olduğu ve orada üretilerek Yemen kahvesi olarak ün yaptığı kayıtlıdır.

Kahve Yemen’den sonra Mekke’ye ve Mısır’a tanıtıldı. Kahire’de ilk kahvehane 1521 yılında açıldı. 1573-1578 yılları arasında Orta Doğu memleketlerinde yaşamış olan Doktor Rauvvolf, bu ülkelerde kahve içtiğini yazmaktadır.

Osmanlı kahveyle nasıl tanışıyor?

Bir fotoğrafta kahve tarihi 6

Kahvenin Yemen, Mekke ve Mısır yolculuğu bir süre sonra daha kuzeye yöneldi. Halep, Şam, Bağdat ve Tahran’da kahvehaneler açıldı. Kahve, o zamanki Osmanlı İmparatorluğu ülkesi içerisinde bulunan Kahire, Şam ve Halep’ten sonra İstanbul’a geldi.

Kahvenin Türkiye’ye ilk kez, Hükm ve Şems isimli iki Suriyeli tarafından 1555’de getirildiği rivayet edilir. Diğer bazı kaynaklarda ise Kanunî Sultan Süleyman zamanında (1520-1566) Habeşistan Valisi Özdemir Paşa tarafından getirildiği kaydedilir.

16. yüzyılda, Kanuni Sultan Süleymen döneminde İstanbul’a gelen kahvenin tadına hayran kalan Kanuni’nin sayesinde bu sihirli içecek kısa sürede Osmanlı sınırlarını içinde yayıldı. Saray mutfağında özel olarak yetiştirilen Kahvecibaşı padişaha özel kahve hazırlarmış. Bu lezzetli içeceğin halk tarafından tanınıp sevilmesi de o yıllara rastlar. Rivayete göre 1554 yılında, Tahtakale’de bir kahvehane açılmış. Bu aynı zamanda İstanbul’un ilk kahvehanesiymiş.

İstanbul’da ilk kahvehaneler

Bir fotoğrafta kahve tarihi 7

Bugün Tahtakale adıyla bilinen Taht-ul kale’de açılan ilk kahvehane yalnız halkın değil müderris ve kadı gibi okumuş kesimin de ilgisini çekmiş. Bazı yasaklamalara ve kahvehaneler aleyhinde yapılan girişimlere rağmen kahvenin sevilip yaygınlaşması önlenememiş ve Sultan III. Murat (1546-1595) zamanında İstanbul’da kahvehane sayısı 600’ü geçmiş.

İlgilinizi Çekebilir!  Bir kahvenin 400 yıllık hatırı: Tahmis Kahvesi

Kahvehaneler, manzaralı yerlere, köşk şeklinde inşa edilir, çoğu kez verandaları olurdu. İçlerinde yaşmaklı bir kahve ocağı, çepeçevre kerevetler ve bazen orta yerde bir havuz yer alırdı. Buralarda kahveden başka nargile ve çubuk servisi de yapılırdı. Özellikle eski kahvehaneler edebiyat, müzik gibi farklı meslek ve eğitimli insanların sayesinde yaptıkları faaliyetlerle kulüp niteliğinde merkezler haline gelmişler. Memleketin ileri gelenleri ve makam sahipleri kahvehaneden çıkmazmış. Bu yönleriyle Fransız kahvelerinin atası sayılırlar.

Kahvenin Avrupa yolculuğu

Bir fotoğrafta kahve tarihi 8

Anadolu’dan Avrupa’ya kahveyi ilk olarak 17. yüzyılın başlarında Venedikli tüccarlar götürür. 18. yüzyılın ilk yıllarından itibaren kahve içimi Avrupa’da yaygınlaşır. Kahve, İngilizcede “coffee”, Fransızcada “cafe”, Almancada “kaffe”, Macarcada “kave” olarak isimlendirilir.

Kahvenin tarihi ve Avusturya’ya giriş hikâyesi de oldukça enterasandır. 2. Viyana Kuşatması (1683) sonrası Osmanlı orduları geri çekilirken geride çuvallar dolusu kahve bırakır. Avusturyalılar, çuvalların içindeki kahveyi, başlangıçta hayvan yemi zanneder. Osmanlıları tanıyan Georg Kolschitzky, bu çuvalların kendine verilmesini ister ve bunları sermaye yaparak Viyana’da kahve içilen bir yer açar. Böylece Avusturyalılar da kahve ile tanışır.

Türk kıyafetlerinin Avrupalı hanımlar için model oluşturduğu, mehter müziğinin taklit edildiği o günlerde, 1669 yılında, Osmanlı Sefiri Süleyman Ağa’nın Paris’in mümtaz şahsiyetlerine kahve davetleri düzenlemesi, Fransa’da kahvenin daha büyük alâka görmesini sağladı. Hoşsohbet, nüktedan biri olan Süleyman Ağa’nın elçilik konağına kahve içmeye davet edilmek, Paris ileri gelenleri için büyük bir ayrıcalık sayılırdı.

18. yüzyıl Fransa’sında, Fransa Kralı XV. Lui’nin yakınlarından Madam Pompadur, Louvre Sarayı’nın bir odasını Türk odası olarak düzenler, bu odaya “À la Turca” yani “Türk usulü veya Türk üslubu” adını verir. Bu odanın en önemli özelliği saray hanımlarının Türk kadınları gibi giyinmesi, zarafet dili olarak Türkçenin konuşulması, içecek olarak da Türk kahvesinin içilmesidir.

Kahvenin Tarihi

kahvenin tarihi, kahve tarihi, kahvenin tarihi, Osmanlıda kahve, İstanbul’da ilk kahvehane, kahvehane, kahve yemen, habeşistan kahvesi, tahtakale, kahve tahtakale

@kahvve_

INSTAGRAM SAYFAMIZA DAVETLİSİNİZ

Günlük Kahve Yazıları

Posta Kutunuzda

E-posta listemize abone olun