Çerkez’in Kahvesi

Başka Şehirler - Remzi Gökdağ

Her il ya da ilçenin meşhur olan ya tarihi veya turistik bir yapısı, ya bir yemeği, ya da bir bitkisi vardır. Denizli ile Pamukkale Travertenleri, Amasya ile elma, Malatya ile kayısı, Kars ile kaşar peynir, Aydın ile incir, Edirne ile yaprak ciğer, Van ile kahvaltı, Rize ile çay, İzmir ile üzüm, Hatay ile künefe özdeşleşmiştir.

Üç vadi arasında kurulmuş olan Sivas eski çağlardan beri yaşam alanı olmaya devam etmektedir. Özellikle Selçuklu döneminde altın yıllarını yaşamıştır. Ayrıca Cumhuriyetin temellerinin atıldığı yer olmasıyla da oldukça önemlidir. Günümüzde tarihi kalıntılarıyla çok zengindir. Sivas’la sembolleşmiş birçok değer vardır. Sivas denince akla Kangal Köpeği, şifalı balıklar, Sivas Köftesi, Kongre Binası ve birbirinden kıymetli birçok Selçuklu eseri gelir.

Bir de Sivaslı erkeklerin bildiği sembolü vardır. O da meşhur Çerkez’in Kahvesi‘dir. Sivas’ta Paşa Camii’nin arkasında yer alır. En güzel çay orada demlenir, en güzel kahve orada yapılır. Tıpkı çay gibi en güzel sohbetler de orada demlenir. Çerkez’in Kahvesi’ne takılmak adeta ayrıcalıktır. Sivaslı ağır abilerin ve delikanlıların buluşma yeridir. Bir Sivas tabiriyle it-kopuk oraya giremez. Her gelen ve her sohbetler seviyelidir.

Bunları sadece ben söylemiyorum. Bakın internetteki sohbet sayfasında Çerkez’in Kahvesi için neler neler söylemişler. Benim söylediklerim yanında ne ki? Okyanusta damla.

  • Çerkez’in Kahve, Sivas’ta mukimdir. burada pişirilen Türk kahvesinin tadı da hatırı da kırk yıl unutulmama garantilidir. Şimdilerde ilk sahibinin oğlu tarafından işletilmekte. kulpsuz ve incecik Çin fincanlarında köpüğü bolca gelmekte kahveler. anlatmak yetmez görmek gerek.
  • Belki de Türkiye’nin en güzel kahvesini yapan mekan. Yapılan kahvenin yarısına yakını köpükten oluşuyor.
  • Sivas’ın ağır topları gelirdi. Biz de gençtik o zamanlar hatta çocuktuk Çerkez’in Kahve’ye alınmamız tuhaf karşılanırdı, torpilliydik.

İlginç yerdi Çerkez’in Kahvesi; kahve muhabbeti olmazdı orada. her muhabbetin en babası yapılırdı. Tarih hocan tarih anlatır, Türkçe hocan onu susturup heyecanlı heyecanlı karşı argümanlarla girerdi muhabbete; sonra kahveler gelir herkes susardı.

Kimse kimseye ters bakmazdı Çerkez’in Kahvesi’nde, değişik bir havası vardı; saygıydı havadaki en ağır his. Hakikaten hissedilebilen bir havası vardı Çerkez’in Kahvesi’nin.

Yaş desen on beşti, akranlarımız atari salonlarına kaçarken biz Çerkez’in Kahvesi’ne kaçardık. İyi de etmişiz, edep adap öğrendik. Masaya çay gelince hangi sırayla alınacağını öğrendik, çay eksik geldiyse senden sonra alması gerekene “Buyur” demenin ne anlama geldiğini öğrendik, kahvenin iyisini çayın alasını öğrendik. hatta çaktırmadan tütünün kalitelisini, Bitlis tütünü sarmanın sırrını öğrendik.

Rahmetli Çerkez Hüseyin’in oğlu Sami işletirdi biz oralardayken. Şimdi ne oldu bilmiyorum hayatımın dört yılını geçirdiğim Sivas’ın dört asra sığmayacak mekanına.

Eee bu kadar sohbetten sonra Sivas’a yolunuz düşerse Çerkez’in Kahvesi’inden bir çay, bir kahve içmeyi ihmal etmeyin.

İSMAİL MALATYA

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Remzi Gökdağ - Başka Şehirler
DEVAMI

Bir Kahve Bir Kitap

İstanbul’un kuytu bir köşesinde, sessiz bir kafenin keyif veren ortamında bir kitabın ilk sayfalarını çevirirken bunları düşündüm. Masamda kahvve.com okurlarının yazılarını yakından tanıdığı Remzi Gökdağ’ın son kitabı Başka Şehirler vardı. Kitabın hemen yanında da kahvem…