TARİH

Manevi lezzetimiz Türk Kahvesi

Mevzubahis “manevi lezzet” ise Türk kahvesi başında geliyor bu lezzetlerin. Tadı acı olsa da kokusu büyülü, sohbeti tatlı, keyifli, vakur ve bazen de bol kahkahalı…

* Şule KÖKTÜRK – Kendisinden çok dillendirilen sohbetinden, sunumundan, köpüğünden ve fal bakma ritüelinden olsa gerek dostla içilen bir fincan kahvenin tadı kırk yıl damağında kalır insanın. Bu nedenledir üzerine söylenen onca güzel söz. Lokumla ya da küçük çikolatalarla yapılan sunumu ise hem lezzetine lezzet katar hem de hoş bir göz zevki yaşatır.

Son yıllarda büyük kahve zincirleri, çeşitli kahveleri ile çokça müdavim edinseler de “Türk kahvesinin yeri ayrı” diyenler hiç de az değil. Açılan birçok “cafe” de yabancı dil bilmeyenlerin isimlerini bile telaffuz etmekte zorlandığı kahvelerin sıralandığı menülere Türk kahvesini de ekliyor.

ETİYOPYA’DAN GELİYOR

Bir fotoğrafta kahve tarihi 5

Duygusal bir bağla bağlandığımız, kültürümüzün en önemli parçalarından biri olan kahve nerelerden geliyor, önce ona bakmak gerek. Kökboyasıgiller familyasından “coffea” türü bir ağaç ve bu ağacın meyve çekirdekleri, aldığımız büyülü kokunun kaynağı. Ortalama sıcaklığın 18-24 derece arasında olduğu, bol yağış alan Ekvator kuşağının 25 Kuzey ve 30 Güney meridyenleri arasında yetişiyor.

Kahvenin keşfiyle ilgili öykülerden en çok dillendirileni ise Etiyopya’ya dayanıyor. M.S. 600 yıllarında, Güney Etiyopya’daki Hıristiyan manastırlarında yaşayan keşişler, besledikleri keçilerin, bir bitkinin kırmızı renkli tohumlarını yedikten sonra daha hareketli olduklarını görüyor. Keyif amaçlı kahve yapımına yönelik ilk bilgilere ise 10’uncu yüzyılda Arap Yarımadası’nda rastlanıyor. Yemen’de üretimine başlanan kahve daha sonra, Yemen’den yola çıkan İslam gezginleriyle birlikte İran, Mısır ve Anadolu’ya kadar geliyor.

İLK DURAK TAHTAKALE

Bir fotoğrafta kahve tarihi 7

İstanbul ise ilk kez 1543 yılında Kanuni Sultan Süleyman zamanında kahve ile tanışıyor. “Halepli Hakem” ve “Şamlı Şems” adında Arap kökenli iki tüccar tarafından Tahtakale’de açılan ilk kahvehaneden sonra kahve padişahın da gözde içeceklerinden biri oluyor. Kokusunun büyüsü bir yana, tadına doyulmaz sohbetleri ile İstanbul’un her yerine yayılan kahvehaneler kısa sürede düşman buluyor kendine. “Kahvehanelere taşınan ve mescitlere gitmez olan” halkı geri döndürmek için yine ilk kez bu dönemde Şeyhülislam Ebussuud Efendi tarafından, kahvehanelerin “kötülük ocağı” olduğu şeklinde fetva veriliyor. Kahvehanelerin kapatılması ise III. Murat dönemine denk geliyor. IV. Murat zamanında ise kahve ve tütün içenler idama varan ağır cezalara çarptırılıyor.

İlgilinizi Çekebilir!  Kahvenin tarihi ön yargılarla yazıldı

KAHVE KOKUSU AVRUPA’DA

Bir fotoğrafta kahve tarihi 8

Kahvenin Avrupa’ya taşınması ise Venedikli tacirler aracılığıyla oluyor. İstanbul’a gelen Venedikli tacirler, çok sevdikleri bu içeceği 1615 yılında ülkelerine götürüyor. 1600’lü yılların ortalarından sonra Marsilya ve Paris; Osmanlı kuşatması sonrasında Viyana ve diğer Avrupa ülkeleri kahveyi tadıyor ve çok sevdikleri bu içeceği baş tacı yapıyor. Kültürümüzün önemli unsurlarından Türk kahvesi, günümüzde de “cafe” zincirlerine ve tüm kahve çeşitlerine karşı ayrı bir kulvarda hızla ilerliyor.

İSTANBUL’UN LEZZET DURAKALRI

Osmanlı'da Kahvehaneler Türk kahvesi

ŞARK KAHVESİ

Kapalıçarşı’daki Şark Kahvesi, kahveyi “külde” yapıyor ve Kapalıçarşı’yı gezdikten sonra burada bir Türk kahvesi çok iyi gidiyor.

MANDABATMAZ

Dünyanın dört bir yanındaki ilginç lezzetleri tanıtan web sitesi Food Riot da “ölmeden önce mutlaka gitmeniz gereken yedi kahveci” listesinin ilk sırasına Beyoğlu’ndaki Mandabatmaz’ı koymuş.

SADE KAHVE

Rumelihisarı’ndaki deniz manzaralı Sade Kahve’de önce serpme kahvaltı masasına oturacaksınız, üzerine de bir Türk kahvesi isteyeceksiniz.

PIERRE LOTI

İstanbul’un en keyifli tepelerinden Pierre Loti’yi ziyaret etmek adeta her İstanbullu için farz. Bu ziyaret sırasında bir Türk kahvesi mutlaka içilmeli.

İlgilinizi Çekebilir!  Sicilya'da üretilen Aztek çikolatası Modica
NİYAZİ BEY

Kadıköy ve Türk kahvesi denince ilk akla gelen mekânlardan biri olan Niyazi Bey’de Dibek kahvesi de (taş ya da tahtadan yapılan büyük kaplarda dövülerek elde edilen kahve) bulunuyor.

ÖZEL PİŞİRME YÖNTEMİ

Türk kahvesi aslında kahve çekirdeğinin çok özel pişirme yönteminin adı ve bu yöntemi tüm dünyaya tanıtanlar Türkler olduğu için dünya kahve literatüründe bu isimle anılıyor. 18’inci yüzyıla kadar da “mırra”dan sonra dünyada geçerli olan tek pişirme yöntemi olarak biliniyor. Bunu 18’inci yüzyılda filtre kahve, 19’uncu yüzyılda da espresso izliyor.

 

Kaynak: PEGASUS • NİSAN / APRIL 2016

Konular

Kahvve.com

Kahve zevkini keşfedenlere, tadını bilenlere dünyadan ve Türkiye'den kahve manzaraları...

Benzer Yazılar

error: © 2019 Kahvve.com