Osmanlı’da kahve kültürü ve fincanı

Süleyman Boyoğlu

Osmanlı İmparatorluğu döneminde insanlar 1894 yılına kadar dar ağızlı (alt kısmı geniş, orta ve ağzı kısmı dar) kahve fincanlarıyla kahve içerlerdi. İnsanlar derken Saray ve konaklarda yaşayanları kastediyorum. Bu tarihten sonra Osmanlı, Avrupa ülkelerinden etkilenip, geniş ağızlı fincan üretimine geçiyor. Dönem Abdülhamit dönemidir ve artık kahve fincanları geniş ağızlıdır.

Alt kısmı geniş, ağzı dar fincan
Alt kısmı geniş, ağzı dar fincan

O zamanlar ülkede şeker üretimi yoktu. Gül kokulu lokumlarla önce ağız tatlandırılır, sonra kahve fincanda keyifle yudumlanırdı.

Konaklarda ağırlanan misafirler sedirlerde oturtulurdu. Ve misafirlere genellikle küçük Çerkez kızlar hizmet verirlerdi. Çerkez kızların güzellikleri dillere destandı. Çerkez kızları çok güzel olmalarının yanında, gelenek-göreneklerine bağlıydı ve çok iyi servis yaparlardı. Bu nedenle Osmanlı hareminde ve paşaların konaklarında hizmet verenlerin çoğu Kafkaslar’dan zorunlu göçle gelen ya da getirilen Çerkez kadınları-kızlarıydı.

Çerkez kadınları kahve sunarlarken karşısındakiyle kesinlikle göz teması yapamazlardı; yasaktı. Konuklara kahveyi genellikle küçük kızlar sunardı. Konuklara sunulan tepsiye en fazla iki fincan konulurdu.

Saray’da içilen kahvenin ardından fal da bakılırdı. Cariyeler birbirlerinin yüzlerine söyleyemediklerini, dedikoduları fal bakarak ima yoluyla ifade ederlerdi.

Bu arada, Mustafa Kemal Atatürk’ün de ağzı ve her yanı aynı genişlikte olan kahve fincanı ile içtiği söylenir.

error: © 2021 Kahvve.com