Semai Kahveler

7 dk
Kahvehane gravürleri
İstanbul'un Kahvehane gravürleri

Bir zamanlar, İstanbul’un hemen her semtinde halk tarafından “Çalgılı kahve” denilen semai kahveleri bulunduğunu bilenler bugün de pek az değildir.

Ramazan ayına mahsus olarak hazırlanan bu kahvelerde meydan şairleri okur ve çalar, bazı da birbiryle deyişirdi. Ben, çalgılı kahveleri görmedim ve buralarda okuyup çalan, bazı da birbiri ile deyişen ve çarpışan meydan şairlerini dinlemedim. Fakat görüp dinleyenlerden epey malûmat derledim.

Bu malûmata göre İstanbul’un tanınmış çalgılı kahveleri şunlardır:

1 Şehzadebaşında Çukurçeşmedeki çalgılı kahve: Bu kahve, Kâtib Mahmud adında biri tarafından idare olunur, benzerlerinden daha iyi süslenirdi Mevkili, hatırlı kimselerin uğrağı olan bu kahvede Topkapılı Lâtif klarnet çalardı.

2 Aksaray’da kadayifci Ali’nin kahvesi: Bu kahve Şehzadebaşı’ndaki Kâtib Mahmud‘un kahvesinden aşağı değildi, semtin meraklıları burada toplanır, çalan ve okuyan meydan şairlerini derin bir ilgi ile dinlerlerdi. Şairler arasında söz, vezin, kafiye itibariyle ihmal gösterenler olursa, keyfiyeti kendilerine hatırlatır, yanlışları düzeltir, dinleyiciler, çalan ve okuyanlara âdeta rehberlik ederdi.

3 Divanyolu’nda Arnavud Mehmedin çalgılı kahvesi: O kadar rağbet görmez ve kalabalık olmazdı. Fakat her ramazan ayında intizamla süslenir, müşterilere her yerden çok güler yüz gösterilirdi.

4 Unkapanı’ndaki çalgılı kahve: Burası Halid Hoca denilen ve Deniz Bakanlığı fabrikalarında ustalık eden biri, tarafından idare olunurdu. Unkapanı esnaf muhiti olması itibariyle bu kahve çok kalabalık ve şenlikli olurdu. Ancak meydan şairleri buraya pek uğramaz, uğrayanlar da karşılarında açık kafalı bir halk bulamadıkları için hoşnut olmaksızın ayrılırlardı.

5 Balatda Istrati caddesindeki çalgılı kahve: Lâz Yakub adında biri tarafından idare edilirdi. Bu kahveye de meydan şairlerinin uğradığı az olurdu. Onun için şiir okumak, tartışmak nadir tesadüf edilir hallerdendi. Buna mukabil Laz Yakub kahvesinde köçek oynatır, bu suretle çok müşteri çeker, çok hasılat yapardı. Burada oynayan köçeklerin hepsi, işlerinde mahir adamlardı, Lâz Yakub acemi köçekleri, sanat mübtedilerini kahvesine sokmazdı.

6 Eyüp’te Defterdar İskelesi’ndeki çalgılı kahve: Defterdar iskelesinde uzun seneler hamallar kâhyalığı yapan ve çevresinde kendini çok sevdirmiş olan Kâhya İsmail tarafından idare edilirdi. Ramazandan önce buranın düzenlenmesine, süslenmesine çok itina edilirdi. Kahvenin tertibi ve süslenmesi, Eyüb ve Kâğıthane sularında balıkçılık ederek geçinen Hacı Mehmed adında birine bırakılırdı. Bu cahil adam, kahveyi çekici ve göz alıcı bir hale koymayı çok iyi bilir ve becerirdi. Hacı Mehmed her yıl kahvenin tanziminde yenilikler icad etmek yolunu bulurdu. Bu kahveye tanınmış meydan şairleri gelir, bunlar Hacı Mehmedi medhü sena etmeye mecbur olurlardı. Hacı Mehmed bu medhü senadan çok memnun olurdu.

7 Hâlıcıoğlu’ndaki çalgılı kahve: Kahveyi idare eden dolmacı Mihran adında bir Ermeni idi. Buraya meydan şairlerinden Ermeni olanlar gelirdi. Eserlerinden anlaşıldığına göre o zamanlar Ermeniler arasında çok usta maniciler vardı. Kahveyi idare eden dolmacı Mihran da bunlardan biri idi. Dolmacı Mihran ve diğer Ermeni meydan şairleri “Ermeni ağzı” denilen bir usul ile çok güzel semaî okurlardı. Şimdi bu tarzda semaî okuyanlar bulunmadığını ve “Ermeni ağzı” denilen usulün unutulduğunu, o vakti idrâk edenler söylüyorlar.

8 Kasımpaşa’da dere boyundaki çalgılı kahve: Midyeci Süleyman adında birinin idare ettiği bu kahve de semtin meraklıları toplanır, saz ve sözle parlak saatler geçirilirdi. Bazı akşamlar kalabalık kahvenin içinden dışarıya taşar, gelip geçenler de duraklar, çalıp okuyanları ayakta dinlerlerdi.

9 Çeşme meydanındaki çalgılı kahve: Semtin tulumbacı reisi Galib Reis tarafından idare olunurdu. Burada kuvvetli san’atkârlar darbuka ve klarnet çalar, bellibaşlı meydan şairleri semaî ve mani okurlardı. Galib Reis titiz bir adam olduğu için değme garsonu kullanmaz, kahvenin hizmetleri büyük bir sessizlik içinde itina ve dikkatle yapılırdı. Bu kahvede uzun İbrahim ve Şişman Behçet adlarında Çeşmemeydanlı iki tulumbacı mani söylerlerdi. Uzun İbrahimin mani söylemesi daha güzel ve kıvraktı.

10 Galata Hendek’teki çalgılı kahve: Bu kahveyi idare eden tulumbacı reisi Ahmed Reis idi. Kahve tulumbacılar için bir merkez sayılırdı. Bu cihetle ramazan akşamları çok kalabalık olurdu. Ahmed Reis iyi meydan şairlerini ayaklarına kadar giderek kahvesine dâvet eder, onların deyişmelerinden, çarpışmalarından çok lezzet alırdı. Bu kahveye Tophane, Fındıklı, Kabataş gibi uzak semtlerden de gelenler olurdu.

11 Yüksek Kaldırımdaki çalgılı kahve: Buraya Arab Hüseyin’in kahvesi derlerdi. Burada tesbihçi Tosunun Halil darbuka çalar, kendisini sevenleri etrafına toplardı. Tosunun Halilin darbuka çalmaktaki meharetini İstanbul’da bilmeyen yoktu. Meraklılar çok uzaklardan onu dinlemeye gelirlerdi. Kahveye uğrayan meydan şâirleri de tanınmış kimselerdi.

Yazan: Halit BAYRI

error: © 2020 Kahvve.com