Tarihin ünlü kahve tiryakileri

5 dakikalık okuma

Kahve tiryakiliği hiçbir şeye benzemez. Tabii, gerçek tiryakilikten söz etmek istiyoruz. Başta Napoleon olmak üzere, pek çok ün sahibi kimse, gerçek birer kahve tiryakisiydi. Bunların adını sıralamaya ne yerimiz yeter, ne de vaktimiz. Burada ancak çok tanınmış tiryakilerden söz etmekle yetineceğiz. Besteci Bach, romancı Balzac, filozof Kant ve düşünür Voltaire… İşte, tiryakilikleri tarihe geçen dört kahve hastası ve… ötekiler…

Ünlü Alman Filozofu Kant, özellikle ileri yaşlarda kahveye fazlasıyla düşmüştü. Onun kahveye düşkünlüğünü kanıtlayan şöyle bir anekdot anlatılır:

Hayatının son yılının başında, Kant, yemekten hemen sonra bir fincan kahve içmeyi adet edinmişti. Ama bazen konuşmaya dalarak kahveyi unuturdu. Ama kısa bir süre için. Anımsar ve ileri yaşın yol açtığı hırçınlıkla kahvenin derhal getirilmesini isterdi. Allahtan ki kahvenin hazırlıkları daima önceden yapılırdı. Kahve çekirdekleri öğütülmüş, su kaynar durumda oturdu. Kahve istenir istenmez, uşak kahveyi suya katıp kaynatmakla yetinirdi. Ancak kahve kaynayana kadar geçecek kısacık süre bile Kant‘a fazla gelir, “Çok şükür ki öbür dünyada kahve, dolayısıyla pişmesini beklemek de yok” derdi.

Büyük Fransız romancısı Balzac‘ın da başlıca dayanağı kahveydi. Akşam saat altıya doğru yatağına girer. 12.00’ye kadar uyur, bundan sonra kalkar ve hiç durmadan kahve içerek 12 saat aralıksız yazardı. “Kahve midenin dökülür dökülmez hemen harekat başlar. Fikirler Napoleon’un büyük ordusunun savaş alanındaki birlikleri gibi harekete geçer, savaş olagelir, anımsanan şeyler de bu arada dört nala gelir, benzetmelerin hafif süvari birliği yetişir, mantığın toptan bombardımana girişir, esprinin okları hedefi bulur, bu arada kağıt mürekkeple dolar” diye yazmıştır.

Ünlü besteci Bach da tanınmış tiryakilerdendi. Birgün, sert bir babanın, genç kızının kahve tiryakiliğini frenlemeye çalışması hakkında bir perdelik komik bir operetta olan “Kahve kantatası”nı bestelemişti.

Napoleon Bonaparte ise “Bol ve koyu kahve beni uyandırır, bana sıcaklık, olağanüstü bir güç ve zevkli bir acı verir. Duygusuz kalmaktansa acı çekmeyi yeğlerim” derdi.

“Şeytan kadar kara, cehennem kadar sıcak, melek kadar saf ve aşk kadar tatlı”

Talleyrand

Midesine düşkün ünlü Fransız yazarı Brillat Savarin bütün yazılarında kahveyi övmüştür. Ancak günün birinde bu içkinin kölesi olacağını sezdiğinden kahveden vazgeçmişti. Gece geç saate kadar oturup yazabilmek için fazla miktarda kahve içmiş bunun sonucunda ise 40 saat gözüne uyku girmemişti. “20 yaşında körelmiş ve yaşlannmış küçük makinelere sahip olmak istemezlerse, çocuklarına kahveyi yasaklamak, bütün anne ve babalann görevidir” diye yazdı.

Prusyalı hükümdar Büyük Frederich ise kahvesini çok kere su yerine şampanya ile pişirtir ama Amerika’nın ünlü kuzeyli generali Grant savaşlar esnasında yemek olarak sirkeli bir tek salatalık ve bir tek fincan kahve ile yetinirdi.

Sultan 2. Abdülhamit de tarihin sayılı kahve tirvakilerindendi. Çoğu zaman bir yerine iki fincan dolusu kahve getirtirdi.

Fransız düşünür Jean Jacques Rouesseau, kahveyi o kadar severdi ki, elinde bir fincan kahveyle ölmesine ramak kaldığı söylenir.

Esprili Fransız diplomatı Talleyrand ideal kahveyi, “Şeytan kadar kara, cehennem kadar sıcak, melek kadar saf ve aşk kadar tatlı” diye tanımlamıştı.

Düşünür Voltaire‘in, ileri yaşlarda bile günde 50 fincan kahve içtiği söylenir. Ünlü filozofa kahvenin yavaş etkili bir zehir olduğunu söyleyenleri şöyle bir yanıtla susturduğu ileri sürülür: “Öyle olmalı, zira onu 65 yıldır içmeme rağmen hala ölmedim”

Ünlü kahve tiryakileri, kahve tiryakiliği, ünlü kahveciler, kahveye düşkünlük, Besteci Bach, romancı Balzac, filozof Kant, düşünür Voltaire, Napoleon Bonaparte, Sultan 2. Abdülhamit, Fransız düşünür Jean Jacques Rouesseau, Fransız diplomatı Talleyrand, günde 50 fincan kahve

Önceki Yazı

Sait Faik'in satırlarında kıraathaneler

Sonraki Yazı

Yemen'den gelen kahveyi yeniçeriler öğütürdü

error: © 2021 Kahvve.com