Kahve tarihinden ilginç notlar

4 dakikalık okuma

KAHVE İSTANBUL'A, İKİ SURİYELİNİN 1544'TE TAHTAKALE'DE AÇTIKLARI İLK KAHVEHANEYLE GİRMİŞTİ

osmanlı kahvehaneleri

Kahvenin tarihine göz attığımızda birbirinden ilginç olaylarla karşılaşıyoruz. Günlük yaşamımızda severek içtiğimiz kahve geçmişte pek çok zorluğun üstesinden geldi. “Haramdır” fetvaları verildi, içenler cezalandırıldı ama sonunda kazanan taraf kahve ve tiryakileri oldu.

Osmanlı’ya kahve geldikten sonra, zenginlerin evlerinde işi sadece kahve pişirmek olan hizmetçiler çalışmaya başlamış, sarayda kahvecibaşılık makamı kurulmuştu. Sadrazam’ın mutfağının günlük kahve tüketimi 10 okka, yani yaklaşık 13 kg. kadardı.

Kahvenin tarihi

Söylentilere göre kahve ağacı, ismi bilinmeyen bir veli tarafından ekilen keçi tezeğinden çıkmıştır. ‘Vücudunda bir parça kahve ile ölen insan cehenneme gitmez’dediği rivayet olunan ve hayatının son yıllarında sadece kahve ile yaşayan Ahmed bin Alavi Ba Cahdab’m da kahveyi ilk bulan kişi olduğu söylenir.

Her seherde besmeleyle açılır dükkanlarımız

Hazret-i Şeyh Şazili’dir pirimiz üstadımız

Evliya Çelebi

Yakın zamanlara kadar hanımefendiler, kallavi fincanlarını fal için kapatırlarken, Şeyh Şazili ruhuna fatiha okurlarmış. 17. yüzyıl gezgini Evliya Çelebi’niıı verdiği bilgilere göre de, İstanbul’da yetmiş dükkanda kahve pişirip satan ve her gün dükkanlarını ‘Her seherde besmeleyle açılır dükkanlarımız / Hazret-i Şeyh Şazili’dir pirimiz üstadımız’ diyerek açan seksen kahvecinin piri, 15. yüzyıl başında Arabistan’da yaşayan sufi şeyhi Ali Ornar al-Şazili’dir.

Kaffa bölgesinden mi geldi?

Arapça’daki kahve kelimesi, bizim bildiğimiz kahveyi anlatmadan önce şarap, yeterince doymuş olmak, saf süt, koku gibi anlamlara geliyordu. Ancak kelimenin, kahve ağacının anavatanı, Habeşistan’daki Kaffa bölgesinden geldiğini söyleyenler de vardır.

Arabistan ve ardından Mısır’da sufiler arasında hızla yayıldı

Amerikalılar tarafından kapitalizmin hızlı uyanası haline getirilen kahve, başlangıçta dinsel bir içkiydi. On altıncı yüzyılın hemen başında, önce Arabistan ve ardından Mısır’da sufiler arasında hızla yayıldı. Zihni uyanık tutan bu içkinin dinsel ayinleri kolaylaştırdığı söylenmekteydi.

Sufiler arasında kahve içmek bir zikir töreniyle gerçekleşmekteydi.

Kahve nakibi kimdi?

Adına ‘kahve nakibi’ denilen kıdemli bir derviş kahveyi hazırlar ve içilirken 116 defa ‘Ya Kavi’ denilerek ya da dört defa Yasin okuduktan sonra Peygamber için yüz defa salavat getirilerek zikredilirdi.

Sufiler arasında bu denli saygın bir yere yükseltilen kahveye, elbette ki din alimlerinin hepsi hoşgörüyle bakmıyordu. 1511’de, Mekke Muhtesibi, yani çarşı pazar sorumlusu Hayır Bey, iki hekimden sağlığa aykırıdır görüşü alarak, bazı din alimlerinden kahvenin haram olduğu yolunda bir fetva çıkarttı.

Kahvenin haram mı caiz mi olduğu yolundaki tartışmalar böyle giderken, 1544’teki Hac sırasında kahveyi mekruh ilan eden Kanuni Sultan Süleyman‘ın İradesi’ne kimse kulak asmamıştır.

Bu arada, 1533’te al-Sunbati adlı bir din aliminin kışkırtmasıyla bazı sofular kahvehanelere saldırıp yağmalamışlarsa da, Mısır’da kahve yaygmlaşmaya devam etmiştir.

Remzi Gökdağ (d. 1968, Beşiktaş, İstanbul) gazeteci, yazar ve dijital yayıncı. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının da yazarıdır. Dünya kentlerini keşfetmeye, hayvanlara ve kahveye olan tutkusuyla bilinir.

Önceki Yazı

Gönül ahbab ister kahve bahane

Markiz Pastanesi
Sonraki Yazı

Bir kahve, bir insan, bir tarih

error: © 2021 Kahvve.com